Son Dakika


Elbengi ve Terziler köyleri arasında Yörükler birbirine girdi!
Yalvaç’ta 1720 yılı, tarih kitaplarında yazmayan bir olaydan bahsedeceğim.
Dönem Lale Devri ama buralarda lale falan yok; bildiğiniz vahşi batı rüzgarları esiyor!
Arşiv belgelerinde öyle bir belgeye denk geldim ki, Netflix gelse sezonluk dizi çıkarır.
Her şey Kızıl Ali ve Çarşılı adlı yörük cemaatleri arasındaki bir husumetle başlıyor. Elbengi ile Terziler Köyü arasında konar göçerlik yapıyorlar.
Kızıl Ali aşiretinden İkizoğlu Süleyman adında bir şaki, gözünü karartıp karşı taraftan üç değirmenci kardeşe pusu kuruyor. Elindeki “balya” denen kocaman, pala benzeri bir bıçakla kardeşleri paramparça ediyor. Biri kafasından ve böğründen, diğerleri ellerinden ve parmaklarından ağır yaralanıyor.
Yalvaç’ın mülki amiri o zaman Voyvoda Seyyid Abdülbaki hemen devreye giriyor. Mahkeme kuruluyor, yaralar inceleniyor, suç sabit bulunuyor. Saldırgan Süleyman yakalanıp Voyvoda’nın konağındaki “tomruğa” (ayağa geçirilen ağır ahşap prangalı hapishaneye) vuruluyor. Herkes adaletin yerini bulduğunu sanırken, İkizoğlu Süleyman’ın aşireti (Şeyhlü cemaati) bu duruma çok içerliyor.
“Bizim adamı içeride çürütmezler” diyerek müthiş bir plan yapıyorlar. Şefleri Abdülhalim ve Tartar Halil önderliğinde tam 80-90 kişilik, eli tüfekli, atlı ve yaya bir çete topluyorlar!
Çete, güpegündüz Voyvoda Abdülbaki’nin konağını basıyor! Ortalık savaş alanına dönüyor. Kapıları kırıp içeri giriyorlar, tomrukları (hücre kütüklerini) baltalarla paramparça edip adamları Süleyman’ı çekip alıyorlar. Giderayak hızlarını alamayıp, “Voyvoda’nın da canına okuyalım” diyerek koca konağı boydan boya yağmalayıp ne var ne yoksa atların arkasına yükleyip kaçıyorlar!
Yalvaç Kadı Vekili Abdülaziz hemen İstanbul’a, saraya acil durum mektubu yazıyor.
Dönemin padişahı III. Ahmed, devletin prestijinin bu şekilde yerle bir edilmesine çıldırıyor ve Anadolu Valisi’ne bizzat hitaben sert bir ferman yazdırıyor:
“Bu haydutları ne yapın edin, yerin dibinde olsalar da bulun! Yağmaladıkları malları kuruşu kuruşuna geri alın ve şeriat gereği cezalarını hemen kesin!”
Cezası kesildi mi kesilmedi mi bilmiyorum, ama coğrafya ve dönemde yaşamanın zorluğunu çok iyi anlatan bir vesika.
Yalvaç’ın kıymetini anlayanlara selam olsun.
Kaynak Soranlara: Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), A.{DVNSMHM.d., Defter No: 130, Sayfa: 26, H. 20 Safer 1133. (Kitabında yayınlanacaktır)
Bekir MANAV – 15.07.2026 – ISPARTA

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.