logo

reklam

Yalvaç’ta Yaz Yoğunluğu: SADECE HASRET DEĞİL, ŞİFA DA BU TOPRAKLARDA!

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Yalvaç’ın çehresi, sesi ve ritmi baştan aşağı değişiyor. Çarşıdaki insan sirkülasyonu artıyor, sokaklar canlanıyor ve caddelerde Avrupa’nın dört bir yanından gelen yabancı plakalı araçlar daha görünür hale geliyor. Fransa’dan Almanya’ya, İngiltere’den Hollanda’ya uzanan bir coğrafyada yaşayan Yalvaçlı gurbetçilerimizin memleket toprağına ayak basması, ilçede adeta bir bayram havası estiriyor. Bu büyük kavuşma esnafın yüzünü güldürüyor, düğün salonlarını dolduruyor ve ilçeye yadsınamaz bir ekonomik canlılık katıyor. Ancak bu yoğun hareketliliğin arkasında, genellikle göz ardı edilen ya da sadece “tatil” parantezine alınan çok önemli bir boyut daha var: Sağlık.

Gurbetçilerimiz için yıllık izin dönemi, sadece bir hasret giderme ya da dinlenme fırsatı değil; aynı zamanda uzun süredir ertelenen, ihmal edilen sağlık ihtiyaçlarının güvenli ellere teslim edildiği yoğun bir ajanda anlamına geliyor.

Randevu Defterleri Kıştan Doluyor

Birçok hemşehrimiz için yaz planı yapılırken uçak biletlerinden hemen sonra, hatta bazen onlardan bile önce doktor randevuları netleştiriliyor. Diş tedavisinden göz muayenesine, genel check-up kontrollerinden fizik tedavi seanslarına kadar geniş bir yelpazedeki sağlık ihtiyaçları Türkiye ziyaretine denk getiriliyor. Yalvaç’taki diş klinikleri, eczaneler, optik mağazaları ve tıp merkezleri yaz döneminde bu tatlı telaşın en yakın şahitleri oluyor. Kış aylarından ayırtılan randevularla birlikte, ilçedeki sağlık sektörü de yılın en hareketli ve verimli dönemini yaşıyor.

Peki, gelişmiş sağlık sistemleriyle tanınan Avrupa ülkelerinde yaşayan bunca insanı, tedavi için ısrarla kendi memleketlerine çeken asıl motivasyon ne?

Mesele Sadece “Maliyet” Değil, Gönül Rahatlığı

İlk bakışta bu durum, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin Avrupa’ya kıyasla daha uygun maliyetli olmasıyla, yani ekonomik avantajla açıklanabilir. Şüphesiz ki bütçe dostu tedaviler önemli bir kriter. Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, tercihin sadece rakamlardan ibaret olmadığını net bir şekilde görüyoruz. Sağlık, insanın kendini en kırılgan ve savunmasız hissettiği alandır. Dolayısıyla insan böyle anlarda lüks binalardan ziyade, sırtını yaslayabileceği bir güven ilişkisi arar.

Kendi dilinde, hiçbir bariyer olmadan derdini anlatabilmek, hekimle göz teması kurup o samimiyeti hissedebilmek gurbetçilerimiz için paha biçilemez bir konfor. Avrupa’daki bürokratik sağlık kuyrukları, aylar sonrasına verilen randevular ve soğuk hastane koridorları yerine; Yalvaç’ta yıllardır tanınan, ismiyle hitap edilen, hatta aileden biri gibi görülen hekimlerin koltuğuna oturmak, tedavi sürecini daha başlamadan yarı yarıya kolaylaştırıyor.

Çorbanın Şifası, Komşunun “Geçmiş Olsun” Dileği

Tedavi süreci sadece hastane kapısında başlayıp biten tıbbi bir prosedür değildir; psikolojik destek ve moral bu işin en büyük tamamlayıcısıdır. Yalvaç’ta yapılan bir diş operasyonu ya da göz muayenesi sonrasında, klinikten çıkıp çocukluğun geçtiği mahalledeki eve yürümek, annenin elinden çıkan sıcak bir çorbayı içmek ve kapıyı çalan komşunun samimi bir “Geçmiş olsun” dileğini duymak tıbbi tedavinin sunamayacağı bir iyileşme gücü barındırır.

Şifa, bazen sadece doğru yazılan bir ilaçta değil; insanın aidiyet hissettiği, yabancılık çekmediği o güvenli limandadır. İşte bu yüzden, gurbetçilerimizin bu yoğun ilgisini kupkuru bir “sağlık turizmi” kavramıyla etiketlemek eksik kalır. Bu, kelimenin tam anlamıyla memlekete, toprağa ve insana duyulan sarsılmaz güvenin bir tezahürüdür.

Geleceğe Yatırım Yapma Zamanı

Yalvaç gibi dışarıya çok fazla göç vermiş ve gurbetçi nüfusu yoğun olan ilçeler için bu tablo, sadece yaz aylarına sıkışmış geçici bir mevsimsel hareketlilik olarak okunmamalıdır. Hemşehrilerimizin memleket kurumlarına ve yerel hekimlerine duyduğu bu sarsılmaz güven, ilçemiz için korunması ve üzerine titrenmesi gereken muazzam bir sosyal sermayedir.

Yerel yönetimlerden özel teşebbüslere kadar hepimize düşen görev; ilçemizdeki sağlık hizmetlerinin niteliğini, hızını ve konforunu her geçen yıl daha da yukarıya taşımaktır. Gurbetçimizin Yalvaç’a geldiğinde aradığı o profesyonel ve sıcak hizmeti eksiksiz bulması, memleketle kurulan bu görünmez ama güçlü bağları gelecek nesillere aktarmanın da en garantili yolu olacaktır.

Günün sonunda teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, binalar ne kadar modernleşirse modernleşsin; insanın kendini evinde hissettiği yerin yerini hiçbir şey tutamaz. Ne mutlu ki Yalvaç, sadece havasıyla suyuyla değil, zor zamanlarda sığınılacak güvenli limanlarıyla da evlatlarına kucak açmaya devam ediyor.

Zeynep AŞIK /İletişim ve Tasarımı Uzmanı

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.