Son Dakika


Yıllardır Yalvaç’taki Hisarardı’nın gizemi bir türlü çözülememişti. Daha doğrusu Hisarardın’da çok eski bir medrese olduğunun ispatı yoktu.
1570 tarihli vakıf kayıtlarında Emir Ahmed, Saru Danişmend ve bölgedeki diğer güçlü vakıfları görebiliyor; ancak Hisarardı’nda ve orada bir medreseye dair açık bir kayda rastlayamıyorduk. Hicrî 1078 tarihli yeni tespit ettiğimiz bir belge ise bu bilinmezliğe ışık tutmaktadır.
Belgede Hisarardı Medresesi’nin, Afyonkarahisar’daki Gedik Ahmed Paşa Vakfı ve Külliyesi ile birlikte anıldığı görülmektedir. Böylece Yalvaç’taki bu medresenin, sandığımızdan çok daha erken bir dönemde Gedik Ahmed Paşa’nın büyük vakıf teşkilatına bağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu bilgi bizi daha da ilginç sorulara götürüyor. Gedik Ahmed Paşa, Fatih Sultan Mehmed’in en önemli vezirlerinden biridir. Böcüzâde’nin naklettiğine göre Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi sırasında Örkenez’den geçmiştir. Acaba Karamanoğulları’nı kuşatma ve bölgeyi kontrol altına alma sürecinde Gedik Ahmed Paşa ve Osmanlı kuvvetleri Çay ve Akşehir üzerinden Yalvaç’a, Hisarardı’na da uğramış olabilir miydi? Bugün bunu kesin olarak söyleyebilecek durumda değiliz. Ancak eldeki yeni belge, Yalvaç’ın Osmanlı’nın ilk dönemlerinden itibaren dikkatle takip edilen bir merkez olduğunu göstermektedir.
Daha önce yayımladığımız belgelerde Hisarardı’ndaki İhbar Billezi’nin memleketine teşekküllü bir medrese ve muallimlerin kalacağı yapılar inşa ettirdiğini görmüştük. Şimdi ortaya çıkan bu yeni kayıtla birlikte Hisarardı’nın yalnızca bir köy veya mahalle olmadığı, Osmanlı’nın ilk dönemlerinden itibaren eğitim, ilim ve irfan hayatının merkezlerinden biri olduğu daha net anlaşılmaktadır.
İlgili belgenin güncel çeviri şu şekildedir:
“Saadetli ve merhametli Sultanım, Allah ömrünüzü uzun etsin.
Bu kulunuz, Akşehir’deki Sâhib Ata Medresesi’ndeki görevinden ayrılmış olup iki yıldır işsiz ve geçim sıkıntısı içinde kalmıştır.
Saadetli Sultanım Hazretlerinden ricam odur ki;
Karahisar-ı Sâhib’de bulunan Gedik Paşa Medresesi ve ona bağlı eski Hisarardı Medresesi’nin müderrisi olan Mehmed Efendi yaklaşık beş altı yıldır medresede oturmamakta, ailesiyle birlikte başka bir yerde yaşamaktadır. Bu sebeple medrese boş kalmıştır.
Bu kulunuza ihsan ve sadaka buyurularak, ailemle birlikte söz konusu medresede ikamet etmeme izin verilmesini; ayrıca harap ve tamire muhtaç yerlerini onarmak üzere bu görevin bana verilmesini niyaz ederim. Böylece Sultanım Hazretlerinin hayır dualarıyla hizmetinizde bulunmuş oluruz.
İhsan ve lütuf Sultanımındır.
Kulunuz,
Mehmed
Arzuhalin arkasındaki değerlendirme notu
Karahisar-ı Sâhib’de bulunan Gedik Paşa Medresesi ile Hisarardı Medresesi’nin müderrisi olan Mehmed Efendi’nin başka bir yerde yaşadığı ve medreselere gelip ders vermediği bazı kişiler tarafından haber verilmiştir.
Bunun üzerine, medreseye gidip ders vermesi ve medreseyi tamir edip işler hale getirmesi şartıyla, Akşehir’deki Sâhib Ata Medresesi’nden ayrılmış bulunan Mehmed Efendi’ye bu görevin verilmesi için Rüûs-ı Hümâyun (padişah beratı ve tayin emri) ihsan edilmesi talep olunmaktadır.”
Hicrî 1078 tarihli belge, Yalvaç’taki Hisarardı Medresesi’nin Karahisar-ı Sâhib’deki Gedik Paşa Medresesi’nin mülhakatı olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Böylece Hisarardı Medresesi’nin Gedik Ahmed Paşa Vakfı ile bağlantısı ilk defa açık biçimde ortaya çıkmaktadır.
Görünen o ki Hisarardı, yüzyıllar boyunca yalnızca talebe yetiştiren bir medrese çevresi değil; aynı zamanda ilim, tasavvuf ve kültür hayatının da önemli duraklarından biri olmuştur. Bugün sessizliğe bürünen bu kadim yerleşim, arşivlerden çıkan her yeni belgeyle geçmişin derinliklerinden yeniden konuşmaya başlamaktadır.
BEKİR MANAV – ISPARTA – 12.06.2026
ISPARTA TARİH-DER

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER