Son Dakika


Bugün Yalvaç’ın köylerinin birbirlerinden aldığı nüfus gücünün temelinde yalnızca göçler yoktur. O nüfusun arkasında açlık vardır, yoksulluk vardır, gözyaşı vardır. Bazen bir köyün tarihini araştırırken yalnızca taşları, mezarları ve belgeleri okumazsınız; insanların sessiz çığlıklarını da duyarsınız.
Yalavaç kitabımı hazırlarken beni en çok etkileyen belgelerden biriyle karşılaştım. Hüyüklü yakınlarında bugün artık ortadan kaybolmuş bir köyün izine rastladım. Daha doğrusu taşınmış değil, zamanla yok olmuş bir köyün…
Köprü Köyü.
Yalvaç Kitap Fuarı’nda söyleşi programımda Hüyüklü’den gelen hemşehrilerim bana harita üzerinden kaybolan Köprü köyünün konumu göstermişlerdi. O; zamandan beri kulağıma küpe olan bu köyün kayıtlarını araştırırken gördüğüm 1699 yılına ait bir belgede Köprü Köyü ahalisi mahkemeye çıkarak devlete adeta feryat ediyordu.
“Köyümüzün halkı fakirdir. Çoğu dağılıp gitmiştir. Bazıları askerî sınıfa geçmiştir. Köyde kalan bizler ise üzerimize düşen vergileri artık ödeyemiyoruz. Allah ve Resulü aşkına vergimizi azaltın.”
Bugün bu sözler sıradan gelebilir. Ancak satırların arasına dikkatle bakınca açlığı, çaresizliği ve tükenmişliği görüyorsunuz.
Köylüler yalnızca vergi indirimi istemiyordu. Aslında hayatta kalmak istiyorlardı.
Köprü Köyü o tarihte üç buçuk avarız hanesi üzerinden vergilendiriliyordu. Köylüler bunun bir buçuk hanesinin kaldırılmasını talep ediyordu.
Günümüz diliyle anlatacak olursak, 1.000 liralık bir verginin yaklaşık 570 liraya düşürülmesini istemek gibi ciddi bir indirim talep etmişlerdi. Çünkü artık ödeyebilecek güçleri kalmamıştı.
Devlet bunun üzerine soruşturma açıyor.
Köylülerin anlattıkları doğru mu?
Yalan mı söylüyorlar?
Bölgeyi bilen kişilere soruluyor.
Ve gelen cevap oldukça sarsıcı:
“Eğer bu köylülerin hâline acınarak üzerlerinden bir buçuk avarız hanesi kaldırılmazsa tamamen dağılmaları ve yok olmaları kaçınılmazdır.”
Düşünün…
Bir köyün yaşayıp yaşamayacağı İstanbul’dan gelecek bir fermana bağlı.
Bir köyün kaderi birkaç satırlık bir belgeye sığmış durumda.
İnsan bazen tarihin büyük savaşlarını değil, böyle küçük görünen hikâyelerini okuyunca daha çok etkileniyor.
Bugün Hüyüklü çevresinde dolaşırken, Köprü Köyü’nün bulunduğu topraklardan geçerken belki hiçbir şey görmüyoruz. Ne bir ev kaldı ne bir sokak…
Ama 326 yıl önce o topraklarda yaşayan insanlar “Allah ve Resulü aşkına vergimizi kaldırın” diye devlete sesleniyordu.
Belki de tarih, tam olarak budur.
Taşların arasında kaybolmuş insanların sesini duyabilmek…
Bekir MANAV – ISPARTA – 06.06.2026

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER