logo

reklam

AUGUSTUS TAPINAĞI’NDA KAYALARI OYAN ANTİK MÜHENDİSLİK

Pisidia Antiokheia antik kentinin önemli yapılarından biri olan Augustus Tapınağı, kayaların sabırla oyulmasıyla oluşturulmuş yekpare yapısıyla dikkat çeker. Özellikle kayadan oyulmuş ortadaki tapınağı arkasından yarım ay şeklinde saran kaya duvarın kusursuz yarım yuvarlaklığı günümüz mühendisliğini aratmamaktadır.

Antik kentin merkezindeki yeri ve en yüksek noktasında konumlanmış yapısıyla kentin önemli yapılarından olan Augustus Tapınağı özgün mühendislik yapısıyla da dünyadaki diğer örneklerinden ayrılır. Tiberius Meydanı’ndan basamaklarla “Propylon” yani anıtsal giriş kapısından alana girildiğinde yaklaşık 100 x 85 metre ölçülerinde dikdörtgen bir meydana çıkılır. Hemen karşıda, doğuda bir kaya duvar ve duvarın hemen önünde yine ana kayadan oyulmuş tapınağın yaklaşık iki metre yüksekliğinde korunmuş temel kısmı görülebilmektedir.

İkinci katı taşıyan dikdörtgen hatıl yuvaları

Devasa bir pergelle çizilmiş gibi kusursuz bir yarım yuvarlak

Ortadaki tapınağın etrafındaki alan, üstü kapalı önü açık stoa yani sütunlu galerilerle çevriliydi. Bunun sebebi ise tanrıya dua etmek için gelen insanların yazın güneşten kışın da yağmurdan korunmaları. Alanın büyük bölümü ana kayadan oluştuğu için müthiş bir mühendislik bilgisiyle önceden çizilip planlanarak oluşturulduğu, özellikle tapınağın arkasındaki, sanki devasa bir pergelle çizilmiş gibi kusursuz yarım yuvarlak bölümden anlamak mümkün.

Alanın bu ihtişamlı yapısının da günümüze ulaşmasının nedeni ana kayadan inşa edilmesidir. Propylon yani anıtsal girişten kutsal alana adım atıldığında ilk dikkat çeken arkadaki düzgün tıraşlanmış, sur duvarını andırır, yarım yuvarlak planlı oyulmuş kaya duvar ve duvarın yüzeyinde açılmış düzenli dikdörtgen delikler olur. Bu dikdörtgen delikler, yarım yuvarlak kesimde inşa edilmiş ve tapınağın manzarasına sahip balkon bölümünü yani ikinci katı taşıyan ahşap hatıl yuvalarıdır.

Yekpare oyulmuş alan

Eşi benzeri olmayan, yekpare kayaya oyularak yapılmış tek örnek

Özellikle yarım yuvarlak bölümün güney yöndeki başlangıcına bakıldığında; duvarın en üstünden gözünüzle izlemeye başlarsanız, tek parça kaya duvar stoa zeminine iner, zeminde yine tek parça kaya oyma kesintisiz devam ederek iki basamakla alan zeminine ulaşıp devam ederek, alanın ortasındaki tapınağın özünü / temelini oluşturur.   Yekpare kayadan meydana gelmiş böylesi bir mimari yapı, eline keskiyi alıp öylesine oymayla tesadüfen / şansa oluşturulamaz.

Augustus tapınağının bulunduğu kutsal alana karşıdan dikkatlice bakıldığında aslında bir tepenin oyularak düzleştirilmesiyle meydana getirildiği anlaşılır. Ve bu fark edilen tepenin de ana kayadan oluştuğu görülür. Aslında inşa edilecek bir yapının günümüzde olduğu gibi tarihin her döneminde de hem zamandan hem de maliyetten tasarruf edilecek şekilde inşa edilir. Çünkü normal düz bir alana inşa edilecek tapınak, örneğin 10 liraya mal olacaksa, burada ki, oyularak ve çok daha uzun ve zorlu bir süreçle yapılan inşa 40 belki 50 liraya mal olur.  Ancak burada bunun önemsenmemesi, maliyetten çok daha önemli bir konu yani alanın önceden“kutsal” olduğu ve imparator Augustus kendini tanrılaştırdığında, tapınağını alelade bir alana değil de böylesi bir kutsal alanda inşa etmek istediğini gösterir.

Alanın kutsallığının kökeni de“kaya”dan gelmektedir zaten. O nedenle tapınağın özünü oluşturan kutsal kaya bilerek / planlanarak bırakılmıştır. Anadolu tarihinden bilmekteyiz ki ana tanrıça “Kybele” hep kayada algılanır, kaya tapınaklarında tapınım görürdü. Muhtemelen burada önceden Kybele kutsal alanı vardı. Zaten tarih boyunca bu tür kutsal alanlar birbirini izleyen uygarlıklarda da devam eder. Burası muhtemelen Kybele tapınımından sonra belki de Men Kutsal alanı olarak kullanıldı. Hristiyanlık için önemli bir merkez olan kentte, Bizans döneminde de açık hava kilisesi olarak kullanıldığını yazar tarihçiler.

 

1924 Augustus Tapınağı Rekonstrüksiyonu, Woodbridge

İkinci katı gösteren tapınak maketi

Tapınağın en kutsal yerini görebildiğimiz tarihteki birkaç örnekten biri

Agustus tapınağında bir diğer önemli özellikte bir tapınağın “naos”u yani en kutsal yerinin nasıl olduğunu görebildiğimiz tarihteki birkaç örnekten biri olmasıdır. Çünkü tapınaklar kentlerin merkez bankası gibidir; altın ve değerli eşyalar tanrıya sunulduğu için “naos”ta saklanırdı ve bu nedenle kente yapılan saldırıda da ilk yağmalanan yer tapınaklar olurdu. Tapınakların hemen hepsi blok taşlarla duvar örülerek oluşturulduğundan, yakılıp yıkılarak yerle bir edildiği için günümüze ulaşmamıştır. Augustus Tapınağı“naos”u ana kayadan oyularak yapıldığı için günümüze ulaşmıştır ve ziyaretçiler eskiden sadece tapınakta görevli rahip/rahibelerin girebildiği bu odayı görme ayrıcalığına sahip olurlar.26.12.2025

 

Ercan KAFAFÇI

Arkeolog

Naos bölümü

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.